TÜSİAD Rekabet Stratejileri Dizisi kapsamında hazırlanan "Uluslararası Rekabet Stratejileri: Türkiye'de Biyoteknoloji İşbirlikleri" başlıklı rapor, 22 Haziran 2006 günü İstanbul Dedeman Oteli'nde kamuoyuna tanıtıldı. Açılış konuşmasını TÜSİAD Başkanı Sayın Ömer Sabancı ve Sabancı Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Tosun Terzioğlu'nun yaptığı toplantı raporun bulgularının sunulmasıyla devam etti. Raporun yazarları Sabancı Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Hüveyda Başağa ve Doç. Dr. Dilek Çetindamar tarafından yapılan sunumların ardından Doç. Dr. Cemil Arıkan başkanlığında düzenlenen panelde, Bosfor Bioscience Partners'dan Doç. Dr. Talat Çiftçi ve Marmara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Beyazıt Çırakoğlu Türkiye'de biyoteknolojinin geleceğini ve yarattığı fırsatları tartıştılar. Raporun tamamı için tıklayınız. Sunumlara ise http://ref.advancity.net/IcSayfa.aspx?kodal=91'den erişebilirsiniz.
Rekabet Postası için raporun yazarları tarafından hazırlanan özet bilgiye aşağıda ulaşmak mümkündür. Biyoteknoloji insanoğlunun yaşam kalitesini artırmak, doğanın oluşumlarını keşfetmek ve bu bulguları yaşantının her alanında kullanmada yepyeni ufuklar açabilecek bir potansiyele sahiptir.
- insan hormonu olan insülinin bakteride üretilmesi ve,
- bir bitkiden elde edilen genin başka bir bitkiye nakledilmesi
modern biyoteknolojinin ilk uygulamalarıdır.
Bugün, sadece insan genom projesi değil pirinç de dahil olmak üzere pek çok canlının genom projeleri tamamlanmış, bazıları ise hızla devam etmektedir. Bu gelişmeler, içinde bulunduğumuz yüzyılın, bir biyoloji yüzyılı olduğunu göstermektedir.
Bütün bunlar ;
- hastalık taşıyıcısı olmak veya hastalıklara yatkınlık konusunda,
- hastalıklara nasıl ve ne zaman müdahale edileceği konusunda
- daha etkin ve kişiye özgün ilaçların geliştirilmesinde
- embriyo dahil olmak üzere kalıtsal hastalıkların tanısında
- kök hücrelerin tedavide kullanımı ve bu potansiyellerinin araştırılmasında
- biyoterör tehlikesine karşı biyokalkan oluşturma çalışmalarında
bilgi birikiminin, bir devrim aşamasına geldiğini göstermektedir.
Halen yaklaşık 100 biyoteknoloji ürünü ilaç ve aşı kullanımdadır ve onlarcası onay almak üzere beklemektedir. Yüzlercesi için de yatırımlar, araştırmalar devam etmektedir. Bitki biyoteknolojisinde ise, bitkiye sadece istenilen gen aktarılır ve bu geleneksel yönteme göre çok daha kısa sürede ve daha verimli bir biçimde istenilen netice elde edilebilir. Genetik Değişime Uğramış bitkilerle yapılan tarım, küresel alanda 100 milyon hektar alanı kapsamaktadır. Bunun; %56’sı ABD’de, %19’u Arjantin’de, %6,5’u Kanada’da ve %3’ü Çin’de yetiştirilmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinden Fransa, Portekiz ve İspanya’da da kontrollü uygulamalara geçilmiştir.
Diğer alanlarda da, örneğin; çevre, gıda, tekstil sanayinde kullanılan akıllı molekülleri elde edebilmek için, biyoteknolojinin sunduklarını gösteren pek çok örnek vermek mümkündür. Çevre dostu olan biyodizel, sıvı fosil yakıtlar içerisinde motorinin yerini alabilecek en önemli yenilenebilir enerji kaynağıdır. Doğal olarak elde edilen bitkisel ve hayvansal kökenli yağlardan üretilebilmektedir ve son beş yıl içerisinde dünyada kullanımı 6 kat artmıştır.
Biyoteknolojinin yaygın olarak uygulanması, tıp ve ilaç, tarım, hayvancılık, gıda, çevre ve enerji sektörlerine büyük kazanımlar sağlamıştır. Uluslararası Rekabet Stratejileri: Türkiye’de Biyoteknoloji İşbirlikleri raporu, dünyadaki tüm ülkeleri etkileyen biyoteknoloji konusunda son 5 yıla damgasını vuran gelişmeleri irdelemektedir. Raporda biyoteknolojinin önemli konularını, organizasyonlarını ve düzenleyici kurallarını irdeleyerek, teşvik edici yapısal unsurlarını temel alıp ülkemiz aktörlerini ve rollerini tanımlayarak, bir durum değerlendirmesi yapıp, ileriye dönük yapılabilecek işbirlikleri için bir düşünce platformu yaratmayı hedeflenmektedir.
Dünya biyoteknoloji pazarı olarak, yalnızca biyoteknoloji şirketleri ve onların yarattığı ekonomik büyüklük ele alınıp, biyoteknoloji ürünlerinin kullanıldığı diğer sektörler katılmadığında, 2004 yılında 65 milyar ABD dolarlık bir pazar olduğu görülmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin çok daha hızlı büyüdüğü bilinmektedir. Pazar gelişmiş ülkelerde %17 büyürken Asya’da bulunan gelişmekte olan ülkelerde (Çin, Hindistan) %36 büyümüştür.
Biyoteknoloji’nin Türkiye’ye sunabileceği potansiyel yararların gerçekleşmesi ancak biyoteknoloji sistemini oluşturan şirketler, araştırma, finans, profesyonel ve devlet kuruluşlarının bir araya gelerek uzun dönemli bir strateji çerçevesinde işbirliği içinde çalışmalarına bağlıdır. Sağlıklı ve verimli çalışan bir sistem kurulduğu takdirde, üretim süreçlerinde ve ürün bazında biyoteknoloji kullanımı Türkiye’nin rekabet gücünü artıracaktır.
- Şubat 2010 - İnovasyonun Renkleri Mart Sayısı Çıktı
- Şubat 2010 - İnovasyonun Renkleri Şubat Sayısı Çıktı
- Ocak 2010 - Rekabet Postası'nın 24. Sayısı Çıktı
- Ocak 2010 - İnovasyonun Renkleri Ocak Sayısı Çıktı
- Ocak 2010 - Rekabet Stratejileri Serisi’nin 12. yayını olan, Prof. Dr. Dilek Çetindamar ve Elif Baktır tarafından kaleme alınan "İnovasyon Araç Kutusu: Yöneticiler İçin Teknikler" isimli rapor Aralık 2009 tarihinde yayınlandı.
Arşive ulaşmak için tıklayınız.
+ 90 216 483 9710 ref@sabanciuniv.edu

