TÜRK FİRMALARI İÇİN DEĞER YARATMA

Türk Firmaları İçin Değer Yaratma olarak tercüme edebileceğimiz bu saha araştırması, Carnegie Mellon Üniversitesi – ABD ile Sabancı Üniversitesi’nin ortak bir çalışması olup, Türk otomotiv ve elektrikli ev eşyası sektörlerinin değişimi ve gelecekteki projelerini değerlendirmektedir. Çalışmanın amacı Türk imalat endüstrisinin dünyada 5 büyüme merkezinden biri olarak kabul edilmesinden ötürü söz konusu sektöre daha yakın bir bakış gerçekleştirmek şeklinde betimlenmiştir. Rekabet Postasının 4. sayısı için hazırlanan özetimizde bu değerlendirmeden ilgimizi çeken bölümleri aktaracak, ilk aşamada kısa notlar halinde raporda vurgulanan bazı noktaları ön plana çıkartacağız:

  • Türkiye dünya ticaretinden %1 oranında pay almaktadır.
  • 2005 yılında ABD’de yayımlanan Forbes dergisine göre 11 Türk firması en iyi şirketler listesine girmeyi başarmıştır.
  • Türk otomotiv sektörü yaklaşık 500 bin kişiye istihdam sağlamaktadır.
  • Raporun kaleme alındığı tarih itibariyle Türkiye’de söz konusu iki sektörde 20 adet özel sermayeli ve büyük ölçekli yabancı lisansla çalışan işletmenin yanında 3480 adet küçük ve orta ölçekli firmanın mevcut olduğu görülmektedir.
  • 2001 yılında yaşanan kriz sürecince Türkiye’de iç piyasa koşulları zayıflamış, bu dönemde kapasite kullanım oranı düşen Toyota, gerek kapasitesini önemli ölçüde artırmak, gerekse de ihracata odaklanmak biçiminde stratejik bir karar almıştır. Bu strateji nemasını ödemiş, 2004 yılında Toyota %1’lere düşen düzeyinden %100’lere ulaşan oranda bir kapasite kullanımına erişmeyi başarmıştır. Bugün Toyota’nın Adapazarı’ndaki üretim tesisi dünyadaki Toyota fabrikaları içinde en yüksek kaliteye sahip araç üretimini gerçekleştirirken Toyota’nın geçmişinden bugüne sıfır hata ile çalışan ilk fabrika olmayı başarmıştır. Toyota Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Shinichi Sasaki, Toyota Türkiye’nin Avrupa’daki Toyotaların lider tedarikçisi olduğunu, bu arada üretim ve mali yapı açısından da önemli gelişmeler kaydedebildiğini belirtmiştir.
  • Ford firmasının performans ölçütlerine göre, Ford-Otosan 2005 yılında dünyadaki en iyi Ford fabrikasıdır. Ford-Otosan, Ford’un firma tarihinde en yüksek puanı almayı başarmıştır.
  • Mercedes-Benz Türk ise, Mercedes-Benz’in teknoloji merkezidir. İstanbul Hoşdere’deki üretim tesisi 1999 yılında açıldığında, Daimler Chrysler bu tesisi dünyadaki en modern otobüs fabrikası olarak değerlendirmiştir.
  • Vestel, Türkiye’nin en geniş tüketici elektroniği, dijital teknoloji ve beyaz eşya imalatçısıdır. Bünyesinde 17 adet firmayı barındıran Vestel’in bu işletmeleri, teknoloji geliştirme, üretim ve pazarlama alanlarında çalışmaktadır. 2006 yılında ihracat rakamının USD 2.6 milyara erişmesi beklenmektedir. Yeni teknolojilerin geliştirilmesinde Vestel’in güçlü bir araştırma grubunun olduğu dikkat çekmektedir.
  • Örneğin dijital teknolojilerde Avrupa lideri konumundadır.
  • Bosch firması, yıllık 7 milyar Euro’ya yaklaşan satış hasılatı ile Almanya’da pazar lideridir. Firma, 1992 yılında Türkiye’de kurulduğundan bu yana yarım milyar Euro’ya ulaşan yatırım tutarı ile Türkiye’de operasyonu bulunan en büyük yabancı sermayeli elektrikli ev eşyası üreticisidir. Çerkezköy’deki fabrika dünyadaki 43 Bosch fabrikası için bir kıyaslama noktası (benchmark) olarak gösterilmektedir.
  • Aşağıdaki tablo çalışmada incelenen otomotiv ve elektrikli ev eşyası sektörlerinden inceleme kapsamına alınan 5 firmanın başarılarını özetlemektedir.

Tablo 1: Firmalar ve Dünya Ölçeğinde Başarıları

Toyota Türkiye En yüksek kalitede üretim yapan Toyota fabrikası
Ford Otosan Son 4 yıldır en iyi Ford fabrikası
Vestel Avrupa’nın en büyük TV üreticisi
Mercedes – Benz Dünyanın en modern otobüs fabrikası
Bosch Türkiye Bosch’un üretim merkezi

Şirketler kesimi için değer yaratma zinciri içinde dikkate alınması gereken en önemli konulardan biri tedarik zincirinin oluşturduğu ağ sistemidir. Otomotiv ve elektrikli ev eşyaları sektörlerinde tedarik zinciri bir yapı taşı halinde görev yapar. Bu alanda Türk otomotiv sektörünün ciddi başarı gösterdiğini söylemek mümkündür. Özellikle bir motorlu taşıtın en temel komponent ve sistemlerinin üretiminde otomotiv sektörü tedarikçilerinin uzmanlıkları ortadadır. Ayrıca imalat sanayi için gereksinim duyulan çelik ve çeşitli kimyevi ürünlerin imalatında Türkiye’nin lider üretici ülkeler arasında olduğu belirtilmektedir.

Sonuç…

Her iki sektör için sonuç bölümündeki değerlendirme özetle şu şekildedir: Türk otomotiv sektörünün iki ana stratejisi bulunmaktadır. Türkiye’ye gelen ana otomobil üreticileri yerli gruplarla ortak girişimler (joint venture) oluşturarak pazara girmektedirler. Yazarlar bu yaklaşımı Ayak Kapı Aralığında Stratejisi olarak nitelendirmektedir. Geçmiş yıllarda yaşanan ekonomik krizler ve hatırı sayılır miktardaki ihracat potansiyeli ile birlikte, firmaların yapılarında değişikliğe gittikleri gözlenmektedir. Otomotiv sektöründe gerçekleştirilmiş olan ortak girişimlerin küresel ortakları, Avrupa piyasalarında büyüme fırsatlarını yakalama stratejileri geliştirmekte, şirket operasyonlarının kontrolünü tamamen veya büyük oranda ellerinde tutmaktadır. Yazarlar bu yaklaşımı da İmparator Stratejisi olarak adlandırmaktadır.

Elektrikli ev aletleri sektöründeki değerlendirmeye bakıldığında, otomotiv sektörü için belirlenen küresel platform olma özelliği bu sektör için de geçerlidir. Ancak bu sektörün doğal olarak otomotivden ayrılan yanları söz konusudur. Müşteri tercihini etkileyen en önemli iki öğe maliyet ve kalite olarak belirlenmiştir. Otomotiv sektöründen kendini ayıran bir diğer farklılık teknolojinin yayılımı ile ilgilidir. Sektörde geliştirilen yeni bir teknoloji rakipler tarafından hızla taklit edilebilmektedir. Türk yerel firmaları maliyetlerin düşürülmesi ve bu şekilde de rakipler üzerinde rekabet avantajı kazanmak üzerine geliştirdikleri Kuruşunun Hesabını Yap Stratejisini takip etmekte iken, yabancı şirketler Marka Kraldır Stratejisinin getirdiği çizgi üzerinde ilerlemektedir. Bu sanayi dalında yatay hareketliliğin yaygın olduğu yazarlar tarafından gözlenmektedir. Örneğin Arçelik Grundig’i satın alarak Grundig markası üzerinden büyüme stratejisi geliştirmiştir. Buna karşın Bosch, yerel üreticilerden Profilo’yu satın alarak Türkiye’deki piyasa payını artırmayı seçmiştir. Aşağıdaki şemada stratejiler ve yatay geçişler hakkında fikir verilmektedir.

Şekil 1: Stratejiler ve Geçişler

Stratejiler ve Geçişler

Raporun son bölümünde önümüzdeki 10 yıla ilişkin tahminler ele alınmaktadır. Elektrikli ev eşyaları sektöründe markanın müşteri sadakatinde önemli olacağı, Türk firmalarının Avrupa piyasalarında hâkim olacağı, Çinli üreticilerden örneğin Haier Grubun ise Amerikan piyasalarına seslenmesinin beklendiği vurgulanmıştır. Eğer yeni teknolojiye yatırımlarını devam ettirmeleri ve ürünlerini güncel tutmayı sürdürmeleri durumunda Arçelik ve Vestel’in dünyada en büyük üretici olmaya devam edecekleri belirtilmektedir. Olumlu gelişmelerin yanında ‘bulutlu’ bir manzaradan söz edilmekte; özellikle Orta Doğu’da yaşanan siyasi istikrarsızlığın ve yabancı paralar karşısında değerli Türk lirasının, sektörün gelişiminde etken olacağı belirtilmektedir.

Otomotiv sektöründe ise marka hâkimiyetinin ötesinde dinamiklerin var olduğu, farklı piyasalarda ürün farklılaşmasına giderek ihracat platformlarının kullanımı, sonunda üretim hacminin önemli olduğu dile getirilmiştir. Elektrikli ev eşyalarında olduğu gibi otomotiv sektöründe de Avrupa piyasaları için rekabetin yoğunlaşacağı beklenmektedir. Türkiye’nin sahip olduğu avantajlar arasında Avrupa piyasalarına yakınlık ve inovasyon yapabilen geliştirme mühendislerinin varlığı sayılmaktadır. Avrupa pazarının otomotiv devleri için bir savaş alanı olacağı; Amerikalı üreticilerin burada etkilerinin olacağı; Avrupa pazarı için Türkiye’deki üretim merkezlerinde Amerikan, Japon ve Avrupalı firmalar arasında belirli bir düzeyde de olsa işbirlikçi bir rekabetin izlenebileceği vurgulanmaktadır. Yazarlar, Türkiye’nin otomotiv sektöründe sahip olduğu avantajların yanında Rusya ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerin potansiyelini dikkate alması gereken gelişmeler arasında saymaktadır. Bu iki ülkenin de Avrupa pazarlarına coğrafi yakınlığı cazip olarak görülmelerini sağlamaktadır. Örneğin, Toyota’nın 2007 yılında Rusya’da bir fabrika açma planı mevcuttur.

Özetle her iki sektörün de Türkiye için önemli olduğu; elektrikli ev eşyalarında pazarlama ve marka satın alma stratejilerinin anahtar role sahip olduğu; otomotivde ise Avrupalı kullanıcıları kazanmak için etkin yeni ürün geliştirme yolunda lojistik ve küresel platform yeteneklerinin kritik olduğu dile getirilmektedir.

Kaynak: Kekre, S., Sarpca, E., Ulusoy, G., Altıntaş, N., Value Creation by Turkish Enterprises, Mayıs 2006.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız.


Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Binası Orhanlı, Tuzla 34956 İstanbul
+ 90 216 483 9710 ref@sabanciuniv.edu