Dr. Özcan Sarıtaş, Uzgörü ve Gelecek Araştırmaları konusunda araştırmalar yapmaktadır. Bu alanda University of Manchester, PREST (Policy Research in Engineering, Science and Technology) Araştırma Merkezi'nde yaptığı doktora çalışmasını 2006 yılında tamamlamıştır. 2004 ve 2006 yılları içerisinde Birleşmiş Milletler Sınai ve Kalkınma Teşkilatı (UNIDO)'nda faaliyetlerde bulunmuş ve UNIDO'nun Orta ve Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Uzgörü girişimi kapsamında Uzgörü Bölgesel Merkezi (RVC)'nin kurulması için çalışmalarda bulunmuştur. UNIDO, Avrupa Komisyonu ve PREST, University of Manchester tarafından düzenlenen yıllık Uzgörü eğitimlerinin organizasyonunda yer almakta ve bu eğitimlerde çeşitli Uzgörü konularını anlatmaktadır. Şu anda İstanbul Teknik Üniversitesi'nde çalışmalarını sürdürmektedir. E-mail: saritas@itu.edu.tr Kişisel web adresi: http://atlas.cc.itu.edu.tr/~saritas
Uzgörü nedir?
'Geleceği düşünme' insan doğasının vazgeçilemez bir özelliğidir. Dolayısıyla geleceği düşünmenin başlangıcı dünya yüzeyinde ilk insanın ortaya çıkışı ile tarihlendirilebilir. Basit ya da karmaşık olsun, her türlü karar verme durumu geleceği düşünerek farklı olasılıkları değerlendirmeyi ve sebep-sonuç ilişkilerini kurmayı beraberinde getirir. Bu yazıda bahsedilecek olan Uzgörü kavramının temelleri de bu düşüncelere dayanmakla birlikte bunların daha da ötesine giden anlamlar taşımaktadır.
Geleceği düşünme zaman içerisinde sadece bireysel bir eylem olmaktan çıkmış, buna ek olarak toplumsal gelişmenin yönünü belirleyen bir düşünme biçimi haline gelmiştir. Toplumların giderek karmaşıklaşmaya başladığı bir kaç yüzyıl öncesinden başlayarak çok çeşitli toplumsal konu alanlarına uzun dönemli geleceğe bakmak, uzun dönem için verilen kararların kısa dönemdeki etkilerini araştırmak yönünde çalışmalar yapılmıştır. Örneğin, 19. yüzyılın başlarında ekonomistler kapitalist ekonomilerin geleceği üzerine detaylı tartışmalar yapmışlardır. Ancak Endüstri Devrimi ile birlikte ileriye dönük çalışmalar daha çok temel bilimlerde ve teknoloji alanında yapılmaya başlanmış ve sosyal bilimler daha kısa dönemli çalışmalar üzerine yoğunlaşmışlardır.
Teknolojik konularda yapılan gelecek odaklı çalışmalar, İkinci Dünya Savaşı'nın öncesi ve sonrasındaki yıllarda yoğunluk kazanmıştır. 1930'lara kadar 'Eğilim' (trend), 'itici güç' (driver) ve 'ekonomik gösterge' (economic indicator) kavramları ortaya konmuştur. 1930'larda başlayan ve 1960'larda gelişerek ve artarak devam eden çalışmalar genel olarak geleceği 'tahmin' etmeyi amaçlamışlardır.
1950'li ve 60'lı yıllarda Uzman görüşlerinin analizlerine dayalı olan Delfi Anketi (Delphi Survey), Senaryo Planlama (Scenario Planning), Karşılıklı Etki Analizi (Cross Impact Analysis) ve bilgisayar destekli simülasyon yöntemlerin temelleri atılmıştır. Bu yöntemler İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki Soğuk Savaş döneminde Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'nde özellikle savunma sektörü ile büyük firmalar tarafından geniş çapta teknolojik problemlerin çözümünde ve stratejiler geliştirme konularında yaygın bir biçimde kullanılmıştır. Genel olarak farklı olasılıkların değerlendirilerek 'en olası' geleceği saptamaya yönelik olarak yapılan ve genel olarak bilim ve teknoloji ve mühendislik alanlarını konu alan bu çalışmalar "Tahmin (Forecasting)" çalışmaları olarak adlandırılmıştır. Uzun dönemli düşünme yanında Uzman görüşlerine dayalı olarak yapılan Tahmin çalışmaları burada bahsedilen Uzgörü çalışmalarının temellerini oluşturan diğer bir unsurdur.
1970'li yıllarda gelecek tahminlerinin geçerliliği ve güvenilirliği sorgulanmaya başlanmıştır. Meadows vd. (1972) "Limits to Growth" isimli kitaplarında hızla büyüyen dünya nüfusu ve sınırlı kaynak temininin sonuçlarını modellemeye çalışmışlar, ancak sistemin karmaşıklığı dolayısıyla basit tahmin yöntemleri ile bu modellemenin mümkün olamayacağı sonucuna varmışlardır. Benzer şekilde, 1973 yılında yaşanan petrol krizinin tahmin edilememesi sonucunda, en olası geleceği basit eğilim (trend) analizleri gibi yöntemlerle tahmin etmeye çalışmanın geleceğe yönelik politikalar ve stratejiler geliştirilmesinde yetersiz olduğu görülmüştür. Tahmin yöntemleri bu tarihten sonra tamamen ortadan kalkmamış olsa da yöntemlerin temel varsayımları değişikliğe uğramıştır. Zamanda süreklilik ve lineerlik kavramının olmayışı ve analizler sonucu elde edilen veriler dışında bir süreksizliğin de mevcut olduğu varsayımı kabul edilmiştir. Bunun sonucunda tahminler daha az deterministik bir biçimde yani geleceğin, tamamen geçmişin bir uzantısı olmadığı düşünülerek yapılmaya başlanmıştır. Aslında eğilim analizlerine, matematiksel veya ekonomik modellere dayalı gelecek tahmininin özellikle 'kamu politikaları'na uygulanabilirliği konusundaki şüphelere daha 1950'li yıllarda rastlamak mümkündür (Kaplan vd., 1950).
Yaşanan bu gelişmeler doğrultusunda, 1970'lerin sonlarına gelindiğinde gelecek odaklı politika ve strateji geliştirme konusunda 'farklı gelecek alternatifleri'nden söz edilmeye başlanmıştır. Yani gelecekte olabilecek gelişmeleri tahmin ederek bu gelişmelere göre pozisyon alan 'reaktif' bakış açısının yerini, gelecek için farklı alternatifler olduğunu kabul eden, geleceği değiştirmeye, onu kontrol etmeye dayalı 'proaktif' bir bakış açısı benimsenmeye başlanmıştır. Bu dönemde ulusal, bölgesel ve sektörel gelişmenin sadece teknolojik Ar-Ge yoluyla mümkün olmadığı, ancak sosyal, ekonomik ve politik boyutlar ile birlikte bütün bir sistem olarak düşünüldüğünde mümkün olabildiği görülmüştür. Dolayısıyla bilim ve teknoloji alanında pazar odaklı, sosyal ve demografik eğilimleri göz önüne alan daha geniş bir bakış açısının gerekliliği ortaya çıkmıştır. Konunun bu derecede genişlemesi beraberinde sürece sadece uzman veya bilim insanı değil, ancak bütün paydaşların katılımını ve üzerinde 'Uzlaşılmış bir gelecek vizyonu' oluşturarak bugün için kararlar verilmesini gündeme getirmiştir.
İşte bu düşüncelerle birlikte olgunlaşan ve içerisinde 'Uzak görüş', 'Uzman görüş' ve 'Uzlaşmacı görüş' anlamlarını taşıyan Uzgörü kavramı, yaratıcı, katılımcı ve organize bir yolla uzun dönemli gelecek ile iletişim kurma, geleceği yönetme ve geleceği yaratma amacını taşıyan bir aktivitedir. 1980'lerin Bilim ve Teknoloji odaklı yaklaşımı ile Martin (1995) Uzgörüyü şu şekilde tanımlamaktadır: "gelecekte en büyük ekonomik ve sosyal faydaları sağlayabilecek stratejik araştırma ve yeni teknoloji alanlarının tanımlanması amacıyla bilim, teknoloji, ekonomi ve toplumun uzun dönemli geleceğine sistematik bir biçimde bakma süreci" (s.140).
Bu tanım 1990'larda yapılan birçok ulusal uzgörü çalışmalarının temelini oluşturmuştur. 2000'li yıllara gelindiğinde uzgörü tanımında uzgörünün sosyal boyutunu ve katılımcı yapısını vurgulayan bir yaklaşıma doğru gidildiği görülmektedir. Avrupa Komisyonu için yapılan bir çalışmada uzgörü sürecinin beş ana elementine dikkat çekilmektedir. Bu doğrultuda uzgörü, "bugün alınan kararları bilgilendirmek ve kollektif bir biçimde harekete geçmeyi sağlamak üzere uygulanan; sistematik, katılımcı, gelecek hakkında bilgi toplamaya yönelik, orta-uzun dönemli vizyon oluşturma süreci" olarak tanımlanmaktadır.
Uzgörü metodolojisi ve 'Sistemik Uzgörü'
Günümüze kadar yapılan Uzgörü çalışmalarının hemen hemen hepsi bir ya da birden fazla yöntemin (örneğin Panel, Delfi Anketi, Senaryolar) kullanılmasından ibaret olmuştur. Çalışmalar bu yöntemler tarafından adeta 'rehin alınmıştır'. Bu durumun sakıncaları Sarıtaş (2006) tarafından detaylı bir biçimde tartışılmış ve uzgörü çalışmalarının sadece belli başlı yöntemlerin uygulanması biçimde değil, uzgörü çalışmasının yapıldığı ülkeye, bölgeye veya sektöre uygun olarak tasarlanmış olan bir 'metodoloji' çerçevesinde yürütülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. "Sistemler Düşüncesi" üzerine kurduğu "Sistemik Uzgörü" yaklaşımında Sarıtaş (2006), Uzgörü çalışmaları için 5 aşamalı bir "Zihinsel Eylem Süreci" (Mental Act Process) ortaya koymuştur. Bunlar:
- Anlama
- Sentez
- Analiz ve seçim
- Dönüşüm (Yol Haritaları)
- Hareket
olarak sıralanmaktadır. Anlama ilk adımdır. Ele alınan konuya bir sistem ve diğer sistemin bir alt ve üst sistemi olarak bakarak, bu sistemlerin doğasını ve çalışma biçimlerini anlamayı hedefler. Sistemde yer alan paydaşlar, dünya görüşleri, amaçları ve değer yargıları ile birlikte değerlendirilir. Bu ilk aşamanın sonunda konuya geniş bir perspektifte hâkim olunması ve katılımcılar arasında bir uzlaşı olmasa bile mevcut duruma yönelik ortak bir anlayış geliştirilmesi sağlanır. İkinci aşama, yeni fikirler, beklentiler, değerler, estetik ve vizyon ile eğilimler ve itici güçlerin sentezlenmesi yoluyla farklı gelecek modellerinin üretilmesi amacını taşır. Üçüncü aşamada tanımlanan bu gelecek modelleri katılımcı bir ortamda paydaşlar arasında karşılıklı fikir ve bilgi alışverişinin sağlanarak değerlendirilir, tartışılarak analiz edilir ve aralarından en uygun olanı seçilir. Dönüşüm, "mevcut sistemin gelecek için tanımlanan sisteme dönüştürülebilmesi" için uzun, orta ve kısa dönemde yapılması gerekenlerin, ihtiyaç duyulacak olan yapısal ve davranışsal değişikliklerin tartışıldığı aşamadır. Son aşama ise harekete geçebilmek için gerekli politika ve stratejilerin tanımlanmasıdır.
Uzgörü yöntemleri ve Uzgörü metodolojisinin tasarımı
Tüm bu süreçte, Uzgörü çalışmasına yön vermek, bir diyalog ve tartışma ortamı yaratmak, paydaşların ve toplumun sürece katılımlarını sağlamak ve yapılan tüm çalışmalardan sonuçlar ortaya çıkarabilmek amacıyla çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Çalışma sırasında seçilecek yöntemler yukarıda tanımlanan Zihinsel Eylem Süreci doğrultusunda, çalışmanın amacına, süresine, katılımcılarına, çalışmadan çıkması beklenen sonuçlara göre seçilir ve birbirleri ile çalışma metodolojisi çerçevesinde entegre edilirler.
Uzgörü yöntemleri ana olarak dört grupta toplanabilir:
- Uzman görüşlerini almaya yönelik yöntemler
- Yaratıcılığı harekete geçiren yöntemler
- Etkileşim sağlayan yöntemler
- Gözden geçirme ve inceleme yöntemleri
Uzman panelleri, Delfi anketi, kritik teknolojiler ve yol haritaları uzman görüşlerinin alınması yoluyla kullanılan yöntemlerdendir. Senaryo planlama, beyin fırtınası, bilim kurgu gibi yöntemler yaratıcılığı harekete geçiren yöntemlerdendir. Konferanslar, seminerler ve çalıştaylar bir grup olarak yapılan ve paydaşların karşılıklı etkileşimi ile gerçekleştirilen yöntemlerdir. Literatür taraması, eğilim ve itici güç analizi ve içerik analizi gibi yöntemler ise eldeki mevcut kaynakların/yayınların gözden geçirilmesi ve incelenmesi yolu ile sürece katkı sağlayan yöntemlerdir.
Burada önemli olan birinci nokta, yukarıda sayılanlar dışında uzgörü sürecinde kullanılabilecek pek çok yöntemin bulunduğudur. Bu yöntemler yukarıda tanımlanan dört gruptan birine veya bir kaçına aynı anda girebilirler. Örneğin beyin fırtınası yaratıcılığı harekete geçiren ve aynı zamanda etkileşim sağlayan bir yöntemdir. Burada bu yöntemlerden tek tek bahsetmek mümkün olmasa da, sıklıkla kullanılan bir kaç yönteme aşağıda kısaca değinilecektir.
İkinci önemli nokta ise, uzgörü yöntemlerinin tasarlanan bir metdoloji çerçevesinde seçilmesi, entegre edilmesi ve uygulanmasıdır. Uzgörü metodolojisinin tasarımına rehberlik etmesi için yukarıda "Zihinsel Eylem Süreci"nden bahsedildi. Sürecin birinci adımı olan sistemleri ve davranışlarını Anlama süreci, 'gözden geçirme', 'inceleme' ve 'uzmanlık' gerektiren bir aşamadır. Farklı gelecek modellerinin yaratıldığı Sentez aşamasında 'yaratıcılık' ve karşılıklı 'etkileşim' ön plandadır. Gelecek modellerinin Analizi ve Seçimi tüm paydaşların katıldığı bir 'etkileşim' sürecinde gerçekleşir. Gelecek için en çok tercih edilen sistemi yaratabilmek amacıyla bugünkü sistemlerin uzun, orta ve kısa dönemde Dönüştürülebilmesi için gerekli adımların tanımlanmasında temel olarak 'uzmanlığa' ihtiyaç duyulmaktadır. Bugün için atılması gereken adımların tanımlanmasında, insiyatiflere başlamak ve Harekete geçebilmek için ise 'katılımcılık' ve 'uzmanlığın' ön planda tutulduğu bir yaklaşıma ihtiyaç vardır.
Bugüne kadar yapılan çalışmalara bakıldığında Panel, Senaryo planlama, Delfi anketi ve Yol haritalarının sıklıkla kullanılan yöntemler arasında oldukları görülmektedir. Ancak yöntemlerin seçimi bu çalışmaların hemen hemen hiçbirinde yukarıda bahsedilen türde bir metodolojik bir çerçeve içerisinde yapılmamıştır. Uzgörü süreci, programın bütçesi, süresi, organizatörlerin yöntem üzerindeki bilgisi ve fikirleri doğrultusunda seçilmiş yöntemlerle tasarlanmış ve bu yüzden çalışmalar her zaman başarılı bir biçimde sonuçlandırılamamıştır (Sarıtaş, 2006). Yaygın kullanılan yöntemler olarak,
- Paneller, belirlenen konularda görüş bildirmeleri için uzmanların/paydaşların bir araya getirilmeleri ile oluşturulmuş olan çalışma gruplarıdır. Panel, uzgörü sürecinde yer alan farklı katılımcıların birbirleri ile iletişiminin sağlanması ve karşılıklı anlayış ve fikir birliğine ulaşılması için kullanılan en etkin yöntemdir.
- Senaryo planlama, gelecekte ortaya çıkabilecek ya da çıkması veya kaçınılması istenen farklı durumların her birinin birbirleri ile tutarlı olaylar biçiminde yazılı veya görsel olarak tasvir edilmesi olarak düşünülebilir.
- Delfi anketi, tanımlanan gelecek odaklı konular üzerinde sorulan çeşitli sorular (ör. Gerçekleşme zamanı, ihtiyaç duyulan bilgi, beceri ve işbirliği düzeyi gibi) yardımıyla katılımcıların fikirlerinin toplanması, sentezlenmesi, karşılıklı olarak paylaşılması ve bu doğrultuda katılımcılara cevapları üzerinde bir defadan fazla düşünmesi fırsatının verilmesi esasına dayanan bir anket çalışmasıdır. Yaygın kullanım amaçlarından bir tanesi, gelecek odaklı konuların katılımcılar tarafından düşünülen gerçekleşme zamanlarının tanımlanması, katılımcılar arasında uzlaşma sağlanması ve öncelikli konu alanlarının belirlenmesidir.
- Bir karar destek aracı olarak Yol haritaları, tanımlanan/istenen geleceğe ulaşmak amacıyla atılması gereken adımları (örneğin, araştırma, geliştirme, uygulama ve yaygın kullanım), bu adımları atarken ihtiyaç duyulan kaynakları ve dönüşüm sürecinde yer alan aktörleri, uzun, orta ve kısa dönemlerde koordineli bir biçimde göstermeyi hedefleyen bir yöntemdir.
Uzgörü sürecinin çıktıları
Bir uzgörü çalışmasından iki tip çıktı elde edilebilmektedir. Bunlar Ürün ve Süreç çıktıları olarak adlandırılmaktadırlar.
- Ürün çıktıları: Yol haritaları, öncelik listeleri ve politika ve strateji önerileri gibi somut çıktılar bu gruba girmektedir. Bu çıktılar, politika ve strateji geliştiren ve bu alanda kararlar alan kurum ve bireyler yanında, toplumun geniş kesimlerini de verilen kararlar ve tavsiyeler hakkında bilgilendirmek amacını taşırlar.
- Süreç çıktıları: Uzgörü, katılımcı politika ve stratejilerin geliştirilebilmesi amacı ile yapılan bir çalışmadır. Bu çalışma toplumun ilgili aktörlerini içeren bir iletişim, bilgi paylaşımı ve katılımcı vizyon oluşturma süreci içerisinde gerçekleşir. Uzgörü süreci boyunca düzenlenen toplantılarla, panellerle ve diğer aktivitelerle katılımcı grupları ve ağları oluşturulmaktadır. Bu süreçte, aktörlerin karşılıklı olarak birbirlerini tanımaları, anlamaları ve ortak fikirler geliştirmeleri sağlanır. Sonuç olarak Uzgörü, paydaşların kendi geliştirdikleri politika ve stratejilerin 'sahiplenilmesi'ni sağlar. Politika ve stratejilerin toplum tarafından benimsenmesi ve başarıyla uygulanması sadece sahiplenme ile mümkündür.
Uzgörü uygulama alanları
Uzgörü çalışmaları bugüne kadar uluslararası, ulusal, bölgesel ve organizasyonel her düzeyde ve sadece bilim ve teknoloji alanında değil, sosyal, ekonomik, ekolojik ve politik farklı birçok konu alanlarında katılımcı politika ve strateji geliştirmek amacıyla kullanılmıştır. Aşağıda her bir düzeyde yapılan örnek çalışmalardan kısaca bahsedilecektir.
Sektörel ve Organizasyonel Uzgörü :
Kurumsal Uzgörü çalışmaları ilk olarak sektörel ve organizasyonel uygulamalarla başlamıştır. Amerika'da 1950 ve 1960'larde RAND Corporation tarafından nükleer savaş tehlikesi karşısında ulusal savunma stratejilerini belirlemek için yapılan çalışmalar Kurumsal Uzgörünün öncüleri olarak nitelendirilebilir. Delfi Anketi ve Senaryo Planlama bu dönemde Herman Kahn tarafından geliştirilmiştir. Bu yöntemler daha sonra farklı düzeylerde yaygın olarak kullanılmışlardır.
Örneğin Pierre Wack'ın 1970'lerde Shell'de yaptığı Senaryo planlama çalışmaları firmanın petrol krizini ve oluşan fiyat dalgalanmalarını önceden algılamasını sağlamıştır. Bu çalışmalar Senaryo planlama yönteminin özellikle firma ölçeğinde bir politika ve strateji geliştirme aracı olarak kullanımına öncülük etmiştir. Daha sonraki dönemlerde farklı sektörlerde yer alan pek çok firma Uzgörü çalışmaları yapmıştır. BASF, Mercedes, Shell, Siemens ve Sun Microsystems Uzgörü yöntemini bir politika ve strateji yapma kültürü haline getiren çok sayıdaki firmadan sadece birkaçıdır. Firma düzeyinde Uzgörü çalışmaları yaygın olarak şu amaçlarla yapılmaktadır:
- Yeni ürün, süreç ve hizmet geliştirmek ve inovasyon sürecini desteklemek
- Eğilimleri sadece analiz etmek değil, onları 'yaratmak'
- Yeni iş alanlarını tanımlamak (İş Geliştirme)
- Teknoloji seçimi, transferi ve yönetimi konularında karar vermek
- Pazar analizlerini yapmak, yeni pazar olanaklarını araştırmak ve yaratmak
Sektörler ve Firmalar dışında, diğer organizasyonlarda da Uzgörü çalışmaları yapılmakta ve farklı amaçlar için kullanılmaktadır. Uzgörü, İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi bünyesinde yer alan Proje ve Yapım Yönetimi (PYY) Birimi'nde ve Boğaziçi Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi'nde yer alan İnşaat Mühendisliği Bölümü (BÜİM)'nde 2004 yılında Özcan Sarıtaş ve M. Atilla Öner yürütücülüğünde eş zamanlı olarak uygulanmıştır. Türkiye'nin 2023 vizyonu doğrultusunda yürütülen PYY2023 ve BÜİM2023 çalışmaları her iki akademik ünite için de 20 yıllık süreçteki araştırma konularını saptamış, bu doğrultuda her beş yıl için çalışma konuları tanımlanmıştır. Artaştırma ile paralel biçimde beş yıllık dönemler için ders programları saptanmıştır. Ayrıca bu ünitelerin mevcut kapasiteleri ve insan kaynakları düşünülerek bu 20 yıllık süreçte kimlerin hangi konulara odaklanacakları belirlenmiş ve böylece bugün ve gelecekte ihtiyaç duyulacak yeni araştırmacı ve eğiticilerin profilleri tanımlanmıştır. PYY2023 ve BÜİM2023 çalışmaları yukarıda bahsedilen "Sistemik Uzgörü" yaklaşımının ilk uygulamalarıdır. Bu çalışmalarda gösterilen başarılar sonucunda aynı yaklaşım Manchester Üniversitesi, PREST Araştırma Merkezi'nde de 2006 yılı içerisinde uygulanmıştır.
Ulusal Uzgörü :
1970'li yıllardan başlayarak ulusal düzeyde Uzgörü çalışmaları yapılmasına ve daha sonra bu çalışmaların yaygınlaşmasına yol açan bir dizi gelişme yaşanmıştır. Bunlar:
- Endüstriyel ve ekonomik rekabette artış
- Kamu harcamaları ve bütçe üzerinde artan baskı
- Bilgi, yenilik ve teknoloji üretiminin doğasındaki değişim
olarak sıralanabilir. Ulusal Uzgörü çalışmaları ilk olarak Japonya'da 1971 yılında başlamıştır. Bu tarihten itibaren Uzgörü çalışmaları her beş yılda bir tekrarlanmış ve son 35 yılda Japonya'da Bilim ve Teknoloji politikalarının yapılmasında bir 'Kurumsal Uzgörü kültürü' inşa edilmiştir. Daha sonraki yıllarda, Amerika, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Kore gibi ülkelerde büyük ölçekte uzgörü çalışmaları yapılmıştır. Uzgörüyü Avrupa'da uygulayan ilk ülke Hollanda olmuştur. Almanya, İngiltere ve Fransa da takip eden bir kaç yıl içerisinde bilim ve teknoloji politikalarını bir uzgörü süreci sonunda hazırlamışlardır. Özellikle İngiltere'nin 1990'ların başından itibaren yapmış olduğu çalışmalar, Avrupa'da diğer birçok ülkede yapılan çalışmalar için örnek oluşturmuştur.
Geçtiğimiz yıllarda Uzgörü çalışmaları özellikle gelişmekte olan ülkeler arasında da yaygınlaşmıştır. Özellikle 1990'lı yılların sonlarında Avrupa Birliği (AB)'ne aday olan ülkeler, AB'nin direktifleri doğrultusunda vizyonlarını geliştirmek, kamu yatırım önceliklerini belirlemek ve kaynak planlaması yapmak amaçları ile uzgörü çalışmaları düzenlemişlerdir. Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Polonya gibi ülkeler 1990 sonları ile 2000'li yılların başlarında ulusal ölçekli çalışmalar yürütmüşlerdir. Bu ülkeleri takiben Türkiye de, "Ulusal Bilim ve Teknoloji Politikaları Stratejisi 2003-2023" belgesini hazırlamaya yönelik olarak 2002-2004 yılları arasında "Vizyon 2023 Programı"nı uygulamaya koymuştur.
Ulusal düzeyde yapılan çalışmalara bakıldığında bu çalışmalarda şu ortak amaçların yer aldığı görülmektedir:
- Zenginlik yaratmak
- Yaşam kalitesini yükseltmek
- Rekabet gücünü artırmak
Öncelikli olarak bu amaçlara ulaşabilmek için bilim ve teknoloji en önemli araç olarak görülürken son yıllarda hem teknolojik hem de organizasyonel inovasyonun artan önemi; hizmet sektörlerinin gelişmesi; küreselleşme; değişen demografik ve kültürel yapılar; artan çevresel duyarlılık ve bilim, teknoloji ve toplum arasındaki yakın ilişki nedeniyle sosyal boyut Uzgörü çalışmaları içerisinde önem kazanmış ve çalışmalarda nüfus, çevre, şehirleşme ve bölgesel kalkınma gibi alanlara yer verilmeye başlanmıştır.
Bölgesel Uzgörü :
Bir ülkenin bölgeleri veya kentleri düzeyinde yapılan çalışmalardır. Sektörel rekabetten kültürel ve sosyal dönüşüme kadar geniş bir alanda uygulanan bölgesel Uzgörü çalışmaları son yıllarda giderek yaygınlaşmaktadır. Amaçlar, içerik ve süreç olarak bölgesel Uzgörü çalışmaları ulusal düzeyde yapılan çalışmalarla benzerlik gösterir. Bölgesel Uzgörü çalışmaları özellikle İngiltere, Fransa ve Almanya'da yaygın bir biçimde uygulanmaktadır. Örneğin İngiltere'de yapılan West Midlands Uzgörü çalışması bölgede bulunan KOBİ'lerin rekabet gücünü artırmayı amaçlamıştır. Bölgenin rekabetçi sektörlerine bağlı olarak çalışma, ilaç, seramik ve turizm sektörü ile çeşitli mühendislik alanlarını kapsamıştır.
Türkiye'de de son yıllarda Bölgesel Uzgörü çalışmalarının yapıldığı ve bu çalışmaların giderek arttığı söylenebilir. Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü (GYTE) ve Kocaeli Sanayi Odası'nın ortak çalışmaları ile 2001-2002 yıllarında "Kocaeli Sanayii için Teknolojik Uzgörü" çalışması yürütülmüştür. Bu çalışmada Kocaeli sanayinin gelecekte daha etkin ve rekabetçi olabilmesi için öncelikli teknoloji alanlarının belirlenmesi, üniversite - sanayi işbirliği çerçevesinde teknoloji geliştirme çalışmalarına başlanması ve Kocaeli'nin bir Tekno-Kent haline getirilmesi amaçlanmıştır.
www.kosano.org.tr
"Marka Şehir Gaziantep" projesi kent düzeyinde yapılan çalışmaların başka bir örneğidir. Gaziantep Sanayi Odası tarafından yürütülen çalışma, Gaziantep'in sahip olduğu sosyal, kültürel ve tarihsel değerlerini itici güç olarak kullanan; sanayi şehri olan Gaziantep'in bu yapısını uluslararası boyutlara taşımasına ve şehir sanayisinin markalaşma sürecine katkı sağlamayı hedefleyen bir "vizyon" projesi olarak tanımlanmaktadır.
Ege Ekonomisini Geliştirme Vakfı (EGEV) tarafından organize edilen İzmir 2020 projesi, İzmir'in 2020 yılında Akdeniz Yıldızı olarak parlaması için ortak akılla bir vizyon oluşturulması, bu vizyona ulaşabilmek için gereken etkinliklerin önem sırasına göre belirlenmesi amaçlarını taşımıştır. Ortak akıl, İzmir'in gelecek 25 yıldaki resmini çizerek özlenen İzmir'in öncelik sıralamasındaki seçenekleri nasıl kullanacağını, bu seçenekler yoluyla Akdeniz'in Yıldızı İzmir'e nasıl ulaşılacağını vurgulamıştır.
Uluslararası Uzgörü :
Birden fazla ülkenin katılımı ile yapılan Uzgörü çalışmalarıdır. Uluslararası düzeyde, Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO)'nın Orta ve Doğu Avrupa ile Bağımsız Devletler Topluluğunu kapsayan Uzgörü girişimi örnek olarak verilebilir. UNIDO, Türkiye'nin de yer aldığı Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ile geniş bir coğrafyayı kapsayan Bağımsız Devlet Topluluğu içerisinde yer alan ülkelerde Uzgörünün sektörel kalkınma politikalarının geliştirilmesinde temel araç olarak kullanımını özendirmekte ve bölge ülkeleri arasında sektörel kalkınmayı hedefleyen ortak bir vizyona yönelik Uzgörü çalışmalarını desteklemektedir. Bu çalışmaları yürütebilmek amacıyla UNIDO, "Regional Virtual Center (RVC)" adında bir bölgesel merkez kurmuştur. Merkezin üç amacı vardır:
- Uzgörü konusunda haberdarlığı artırmak ve bölgede bir Uzgörü kültürü oluşturmak
- Ulusal ve uluslararası düzeylerde Uzgörü yeteneği geliştirmek
- 3. Bölgede Teknolojik Uzgörü projeleri geliştirmek ve mevcut çalışmaları koordine etmek
Bölgesel merkez, uzgörü, bilim, teknoloji politikaları ve sektörel politikalar, kritik teknolojiler, teknoloji yönetimi ve değerlendirme konularında bilgi toplamakta ve bu bilgileri internet üzerinden, iki yılda bir düzenlenen Teknolojik Uzgörü zirveleri aracılığıyla ve çeşitli fuarlarla bölge ülkelerine ulaştırmaktadır. İkinci "Uzgörü Zirvesi" 2007 yılı içerisinde Budapeşte'de yapılacaktır. Ayrıca "Geleceğin Teknolojileri Fuarı"nın 2007 yılı içerisinde Ege Serbest Bölgesi, İzmir'de yapılması planlanmaktadır.
Bölgede Uzgörü kapasitesinin oluşturulması amacıyla dört modülden oluşan bir Teknolojik Uzgörü Eğitim programı oluşturulmuştur. Bu eğitim programları Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Türkiye tarafından desteklenmektedir. Bu eğitimlerin birinci modülü olan "Ulusal ve Bölgesel Uzgörü Organizatörleri için Teknolojik Uzgörü Eğitimi" 20-24 Kasım 2006 tarihlerinde Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü (TÜSSİDE)"nde yapılmıştır. Firmalar için Uzgörü eğitimi ise 19-22 Şubat 2007 tarihlerinde Slovakya'nın başkenti Bratislava'da yapılacaktır.
www.esbas.com.tr
Bölgesel merkez ayrıca bölge ülkeleri arasında uluslararası projeler geliştirmektedir. Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini kapsayan Tarım ve Gıda Uzgörü çalışması ve Türkiye'nin de içerisinde yer almasının planlandığı Otomotiv Uzgörü çalışması kısa bir süre içerisinde başlanması planlanan projelerdir. Bu projeler yanında Biyoteknoloji, su kaynaklarının korunması, e-iş ve pazarlara erişim gibi başlıklarda da uluslararası projeler yapılması planlanmaktadır.
Sonuç
'Uzun dönemli geleceğe bakmak' ve 'geleceği katılımcı bir Uzgörü süreci ile biçimlendirmek ve yönetmek' ulusal, uluslararası, organizasyonel ve bölgesel her düzeyde politika ve strateji hazırlanmasının ilk adımı olarak kabul görmektedir. Bu yüzden Uzgörü çalışmalarına olan ilgi gelecekte de artarak devam edecektir. Bunun bir göstergesi olarak İngiltere'de başlatılan "Genç Uzgörü - Young Foresight" girişiminden bahsedilebilir. Bu girişim Uzgörü kültürünün daha ilköğretimden başlanarak öğrencilere verilmesini sağlamayı amaçlamaktadır.
Geleceğin Uzgörü ile yönetilmesi kararının verilmesinden sonraki ilk ve en önemli konu, 'amaca uygun' Uzgörü çalışmasının 'tasarlanması' ve 'uygulanması' ve bu yolla çalışma sürecinden ve sonuçlarından en yüksek faydanın elde edilmesidir. Bugüne kadar yapılan çalışmaların birçoğunda Uzgörü belirli yöntemlerin uygulanması olarak görülmüştür. Ancak Uzgörü sürecinin amaca uygunluğunu destekleyen bir metodoloji tasarımına dayanması gerekliliği ve metodolojinin çalışmanın başarısı ile olan direkt ilişkisi yukarıda bahsedilen araştırmalarla kanıtlanmıştır.
Son olarak değinilmesi gerekli bir diğer konu ise Uzgörü çalışmalarının 'Değerlendirilmesidir' (Evaluation). Uzgörü sürecinde ve sonrasındaki politika ve strateji uygulama aşamalarında yapılan değerlendirme çalışmaları, Uzgörü programının başarısının ölçülmesi ve daha sonra organize edilecek Uzgörü çalışmalarına girdi sağlaması açılarından kritik öneme sahiptir.
- Şubat 2010 - İnovasyonun Renkleri Mart Sayısı Çıktı
- Şubat 2010 - İnovasyonun Renkleri Şubat Sayısı Çıktı
- Ocak 2010 - Rekabet Postası'nın 24. Sayısı Çıktı
- Ocak 2010 - İnovasyonun Renkleri Ocak Sayısı Çıktı
- Ocak 2010 - Rekabet Stratejileri Serisi’nin 12. yayını olan, Prof. Dr. Dilek Çetindamar ve Elif Baktır tarafından kaleme alınan "İnovasyon Araç Kutusu: Yöneticiler İçin Teknikler" isimli rapor Aralık 2009 tarihinde yayınlandı.
Arşive ulaşmak için tıklayınız.
+ 90 216 483 9710 ref@sabanciuniv.edu

